VYGOTSKY YAKLAŞIMI

0
273

VYGOTSKY 1896-1934

Hayatı :

5 Kasım 1896’da Beyaz Rusya’da Orsha kentinde doğdu ve öğrenimini orada tamamladı. Orta sosyoekonomik düzeydeki bir Yahudi ailesinin sekiz çocuğundan ikincisidir  1913’te Moskova Üniversitesi’nde Tıp okudu  Daha sonra çalışmalarına yön değiştirip Hukuk okuluna başladı. Sonra felsefe ve tarih ile ilgilendi ve 1917’de edebiyat öğretmeni oldu.

1920’ler, devrim sonrası, Sovyetlerde psikanaliz hareketi açısından en önemli ve verimli dönemdir. Bu yıllarda bir enstitü, hastane ve deneysel bir okul açılır. 1924’te çalışmalarını geliştirilebilir psikoloji, eğitim ve psikopatoloji üzerine  yönlendirir.

Sovyet analizciler tıpçı değil daha ziyade felsefe, sanat, fen bilimleri, eğitimcilik alanlarından  gelirler ve bundan dolayı Freud’un teorilerinin daha geniş kültürel ve toplumsal yanlarınla ilgilenirler. Bu dönemin önemli isimleri şunlardır: Tatiana Rosenthal, Sabina Spielrein, Lev Vygotsky, Alexander Luria, Vera Schmidt ve Michael Reisner.

Vygotsky, hiçbir zaman formal bir psikoloji eğitimi almamıştır. Alexandre Luira ve Alexei Leontiev ile beraber çalışmıştır  Vygotsky ve Luria biçimsel olarak 30’lu yıllara dek varlığını koruyan “Rus Psikanaliz Birliği”nin üyesidirler  Vygotsky’nin teorisini anlayabilmek için yaşadığı dönemdeki sosyal değişimleri de göz önünde bulundurmamız gerekir.

İç savaş, Birinci Dünya Savaşı, salgın hastalıklar, açlık ve kıtlık içinde yaşayan Sovyet halkı için 1917 Ekim Devrimi  Ayrıca onu anlamak için Diyalektik Materyalizmi, Marksizmi, dönemin psikanaliz harekelerini, bilgi kuramlarını bilmek gerekiyor.

1934 yılında yayınlanan ‘‘Dil ve Düşünce’’nin son kısmını ölüm yatağında dikte ettiren Vygotsky , 11 Haziran 1934’te daha otuz yedi yaşındayken veremden ölmüştür. ( Bu eser ilk defa Türkçeye Kaynak Yayınlarında 1985 yılında çevrilir. )

 

Temel Noktalar

 

  • Düşünce ve Dil Oluşumuna Dair Teorisi
  • Sosyal Kültürel Gelişim Teorisi
  • Piaget Eleştirisi
  • Marksist Ruhbilime katkıları
  • Psikanalize Katkıları

Vygotsky’i  temel noktaları özetleyen iki sözü burada anmak gerekir.

“ …şimdiye dek bütün psikolojinin en önemli ve özel sorunu yani kişilik ve gelişmesi sorunu örtülü kalmıştır.”

“ Ancak başkaları yoluyla kendimiz oluruz…”

 

Vygotsky çocukların sezgi, hafıza, dikkat, motivasyon ve duygularını analiz etmeye çalışmıştır. Eserlerinde özellikle, düşünce ve sözcük arasında ilişkiyi nasıl anlamalıyız ?, Kavramlar nasıl oluşur ?, Çocuklar nasıl öğrenir ?,  Çocukların eğitimi nasıl olmalıdır ?, İnsanın gelişminde çevrenin, kültürün ve tarihsel koşulların etkisi nedir ? gibi sorulara cevap aramıştır.

Vygotsky-Piaget Karşılaştırma

Vygotsky de, Piaget’nin görüşlerinin bir çok yönüne katılmaktadır.

  • Ancak Piaget, çalışmasının merkezine, bireylerin bilişsel yapılarının aydınlatılmasını almışken, sosyal etkileşimin öğrenmeye olan etkisini incelememiştir. Piaget çevrenin çocuk üzerindeki etkisini dikkate almaz
  • Vygotsky, kültürel ve sosyal etkileri vurgulayarak, bilişsel gelişimde bireylerin diğer insanlarla etkileşimlerinin etkili olduğunu belirtmiştir.
  • Birey ve toplum arasındaki ilişki, sosyal etkileşim, dil ve kültürün öğrenme üzerindeki etkisi Vygotsky’nin çalışmasının odak noktaları olmuştur
  • Piaget’in Rousseau’nun çocuk minyatür yetişkindir, şeklindeki görüşünden etkilendiğini belirtir.
  • Piaget’nin genelleme yapmaktan kaçındığını, geçerli mantık bilgi kuramı ve felsefe tarihi gibi alanlarla ilişkisis,ni ele almadığnı söyler.
  • Piaget’in düşüncesinin çocuk düşüncesinin nasıl bir süreçte evrim geçirdiğini görmemize olanak taşıdığını ama bunun psikolojik evreler halinde olmadığını katmaşık ve çok yönlü kompleks bir ilişki olarak ele alınması gerektiğini beliritir.
  • Piaget, çocukların bir şeyi öğrenebilmeleri için zihinsel olgunluğa ulaşmaları gerektiğine inanır ve bu zihinsel olgunlaşmanın da yaş ilerledikçe olacağına inanır. Piaget için gelişim öğrenmenin önündedir. Vygotsky ise çocukların kendi başlarına öğrenemeyecekleri davranışları bir yetişkin desteği ile öğrenebileceklerini savunur. Vygotsky’e göre öğrenme gelişimi, gelişim de öğrenmeyi etkiler ve gelişimi sağlayan temel unsur, aktif çocuk ve aktif çevrenin işbirliğidir.
  • Piaget, çocuktan dünya anlayışını kendi kendine, yalnız inşa eden ‘küçük bir bilim insanı’ diye bahseder.Vygotsky ise çocuğun bilişsel gelişiminin daha çok öğrendiği dile ve aldığı sosyal desteğe balı olduğunu ileri sürmüştür
  • Piaget, çocuğun kendine yönelik konuşmasını amaçsız ve sosyal olmayan ‘benmerkezci konuşma’ olarak tanımlar. Benmerkezci konuşmanın 3 yaş gibi başlayıp, 7 yaş gibi kaybolduğunu ve sosyal konuşma öncesi çocuğa pek yararı olmayan bir işlev olduğunu düşünmektedir. Benmerkezci konuşmada çocuklar sadece kendilerini ilgilendiren şeyler hakkında konuşurlar. Sosyal yönleri ancak olgunlaştıkları zaman gelişir.
  • Piaget ve Vygotsky, akranlar arasındaki etkileşimin, çocukların zihinsel gelişimine katkısını özeklikle vurguladılar. Piaget, özellikle akranların kendi aralarındaki etkileşimlerine önem vermiştir.Vygotsky ise çocuğun kendinden daha olgun akranlarla diyaloguna, etkileşimine önem vermiştir.
  • Vygotsky, Piaget’nin yapılandırmacı ve sınıf içi aktiviteler fikirlerine katılmış, ancak “öğrenmenin bireysel bir süreç olduğu kadar sosyal bir süreç olduğunu” söylemiştir.
  • Vygotsky, öğrenmede sosyal etkileşimin önemini vurgulamış ve “etkili öğrenme çocuğun bir öğretmenden, uzmandan ya da kendinden daha yetenekli bir arkadaşından yardım alması halinde gerçekleşir” fikrini ileri sürmüştür. Ayrıca Vygotsky, düşüncenin gelişiminde dilin çok önemli bir rol oynadığını da ifade etmiştir

Ben Merkezci Konuşma

Vygotsky Piaget’in benmerkezci konuşma tanımını kabul etmekle birlikte yorumlamada biraz farklılaşır. Tam tersine bu konuşma biçimini dışsal konuşmadan içselleştirilmiş konuşmaya gerekli bir geçiş şeklinde yorumlayıp, benmerkezci konuşmanın sosyal kökenleri olduğunu kontrol eden işlevleri ortaya çıkarmaktadır. Çocuklarda bu tür konuşmalarıyla kendilerini yaptıkları işe yönlendirmektedirler.

Benmerkezci konuşma’, gerilimleri dile getirme ve boşalmanın bir aracı olmanın yanı sıra, kısa sürede –bir soruna çözüm arama ve çözümü tasarlamada- gerçek anlamda düşüncenin bir aracı haline de gelir .

 

Düşünme Ve Dil

Vygotsky için en önemli kültürel araç dildir. Yüksek zihinsel işlemlerin düzenlenmesinde  ve düşünmenin gelişiminde temeldir.Dil bir haberleşme aracı ve iletişim aracıdır. Düşünmeyi organize eden bir süreçtir.Çocukların farklı yaşlarda farklı düşünme biçimleri vardır.

Çocukların nesneleri algılama biçimleri de yaşlarına göre farklılık gösterir.

  1. Bebeklikte algılar yığın halinde dir, organize değildir
  2. Zamanla çocuk objeleri gözlenebilir özelliklerine göre sınıflar, aynı renktekiler bir araya getirme gibi
  3. Sonra çocuk objeler arasında zincirleme ilişkiler kurar, değişik şekilleri belli ilkelere göre dizer
  4. Kavramsal düşünme gelişir, rengin bütün türlerini algılar

 

Konuşma Gelişimi

Sosyal Konuşma

Benmerkezci Konuşma

Kendi Kendine Konuşma

İçsel Konuşma

Oyun

Çocukta değişimi sağlayan önemli bir mekanizmadır

Düşünmenin davranış ve nesnelerden ayrılmasını sağlar

Çocuğun davranışlarını kontrol altına almasını sağlar

Vygotsky teorisinin eğitime yansımaları

  1. Dilin bilinç ve yüksek düzeydeki düşünme becerileri için önemini kavramak gerekir. Okulda ana dilin öğrenimi ve geliştirilmesi önemlidir.
  2. Çocuklar etraflarındaki konuşmaları içselleştirerek öğrenirler.Model öğretmen ve arkadaşlar önemlidir.
  3. Çocukların kapasitelerini kullanamadıklarını dolayısıyla yetişkinlerin onları içinde bulundukları seviyeden bir üste çıkartabilecek problemler vermelidirler.Çocuklar keşfetmelidirler.
  4. Öğrenme, öğretmenlerle ve akranlarla olan sosyal etkileşim sayesinde gerçekleşir. Öğretmenler ve daha ileri akranlar tarafından yapılan yerinde meydan okumalar ve yardımlarla, öğrenciyi yeni öğrenmenin gerçekleştiği kendi yakınsal gelişim bölgelerine yönlendirirler.
  5. Öğrenme ve bilişsel gelişim sosyal, işbirlikli bir etkinliktir.
  6. Gelişimsel erişim alanı (ZPD) program hazırlama ve ders planlaması için bir kılavuzdur.
  7. Öğrenme anlamlı bağlamlar içinde meydana gelir. Öğrenme ve bilgi, çocukların ‘gerçek dünya’ gelişimlerinden kopuk olamaz ve ayrı düşünülemez.
  8. Okul- içi deneyimler çocuğun okul- dışı deneyimleriyle ilişkili olmalıdır.
  9. Vygotsky’ye göre çocugun “etkinligi’ egitimin merkezidir ve ögretmen bu etkinligi desteklemelidir.
  10. Başkaları tarafından düzenlenen yaşantılardan giderek kendi kendine davranma meydana gelir. Yani bilgiler içselleştirilir. Öğretmenler olgunlaşmaya çok fazla müdahale edemezler. Öğrenme sosyo-kültürel bir süreçtir. Bilişsel gelişimde dilin kullanımı önemlidir. Bilişsel gelişimde çocuk-yetişkin ilişkileri önemlidir. Öğrenmede somut yaşantıların niteliği önemlidir.

Sosyal Kültürel Gelişim 

Çocuk çevredeki sosyal kültürel ortamla etkileşim içinde öğrenir. Çocuk ve diğerleriyle ayrıca yetişkinlerle işbirliğine dayanan bir etkileşim ortamı olmalıdır. Okul içinde bulunulan sosyal ve kültürel çevreyle etkileşim içinde olmaldır. Ailelerin sınıf etkinliklerine katılımı özendirilmelidir.

Öğrenmenin meydana geldiği sosyal ortam, öğrenme sürecini önemli ölçüde etkiler. Çocuk ve diğerleri (anne, baba, öğretmen, ailenin diğer üyeleri) arasındaki sosyal etkileşim öğrenmenin vazgeçilmez öğelerinden biridir.  Vygotsky, öğrenmenin sosyal özelliğini ve öğrenmeyi arttırmada kişiler arası ilişkilerin önemini vurgulamıştır.  Öğrenme, biri diğerinden bilgi ve beceri yönlerinden daha iyi donanmış en az iki insana bağlı, kişiler arası, dinamik ve sosyal bir olaydır.

İnsan öğrenmesi ister oynamayı öğrenme, ister paylaşmayı öğrenme, isterse gülümsemeyi öğrenme olsun sorumluluk almanın aktarımı olarak meydana gelir.  Tüm bu öğrenme becerileri çocukların yetişkinler ve yaşıtları ile karşılıklı etkileşimleri yoluyla öğrenilir.

 Vygotsky’e göre yetişkinin, çocuğun bilgiyi içselleştirmesine bilgiyi kazanmasına yardım edebilmesi için iki noktayı belirlemesi gerekir.

  1. Bunlardan birisi, çocuğun herhangi bir yetişkinin yardımı olmaksızın, bağımsız olarak kendi kendine sağlayabileceği gelişim düzeyini belirlemektir.
  2. İkincisi ise, bir yetişkinin rehberliğinde çalıştığında gösterebileceği potansiyel gelişim düzeyini belirlemektir.

Bu ikisi arasındaki fark, çocuğun yakınsal gelişim alanıdır. Vygotsky’nin gelişim ve eğitime getirdiği en önemli kavram yakınsal gelişim alanıdır

O halde Vygotsky’e göre öğretim, çocuğun gelişimini ileriye götürebildiği ölçüde iyidir. Öğretim, çocuğun yakınsal gelişim alanını etkili olarak kullanmasını sağlamalıdır. Bu nedenle, doğrudan bire bir öğretim ve çocukların çocuklarla ve yetişkinlerle etkileşimlerini sağlayan öğretim biçimleri çocuğun bilişsel gelişiminde önemli rol oynar.

Eldeki araştırma sonuçları, bir yetişkin ya da başka çocuklarla sistemli olarak çalışan çocuğun bilişsel gelişiminin ve diğer özelliklerinin zenginleştiğini, beslendiğini ve kapasitesinin en üst düzeye çıktığını göstermektedir. Bu nedenle çocuğun bilişsel gelişiminde kilit nokta olan, öğretmen okulda çocuklarla birlikte çalışmalı, çocukları gereğinden çok fazla bağımsız bırakmamalıdır

Çocukları aşın derecede bağımsız bırakma eğilimi, çocukların bilişsel gelişimini yavaşlatmaktadır. Çocuğun tam olarak gelişimini sağlayabilmek için, sistemli olarak daha karmaşık becerileri kazanmasına yol göstermelidir. Buna da ancak bu alanda yetkin bir yetişkin yapabilir. Uzman kişinin hazırlayacağı eğitim programı çocuk için bilişsel bir tırmanma sağlayacağı gibi psikososyal, fiziksel ve devimsel gelişimlerini de hızlandırabilir. Sosyal etkileşimler bireysel bilgiyi doğurmakta, geliştirmekte ve sonuç olarak, bu gelişme, toplum içinde başarılı fonksiyonel yetişkinlerin oluşumunu sağlamaktadır.

Vygotsky Kaynaklar

v                                                                        

The Psychology of Art, 1925     (Sanat Psikolojisi)

Consciousness as a problem in the Psychology of Behavior, 1925  (Davranış Psikolojisinde bir problem olarak biliş)

Educational Psychology, 1926     (Eğitim Psikolojisi)

Historical meaning of the crisis in Psychology, 1927

(Psikolojinde krizlerin tarihsel anlamı)

The problem of the Cultural Development of the Child, 1929  (Çocuğun kültürel gelişimindeki  problemler)

The Socialist alteration of Man, 1930    (İnsanın sosyalist dönüşümü)

Primitive Man and his Behaviro, 1930   (İlkel insan ve davranışı)

Adolescent Pedagogy, 1931  (Ergenlik Pedagoji)

Play and its role in teh Mental development of the child, 1933

(Cocuğun zihinsel gelişiminde oyun ve rolü)

Thinking and  Speech, 1934  (Dil ve Düşünce)

The Problem of Consciousness, 1934 (Bilinç Problemi)

Yorum Ekleyebilirsiniz