OKULÖNCESİ DÖNEMDE ÖĞRENME SORUNLARINI TANIMAK*

0
605

 

Doç.Dr. Ümran KORKMAZLAR-ORAL

Pedagog – psikolojik danışman

İstanbul Tıp Fak. Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları A.D.

 Öğrenme sorunları da, pek çok sorun ya da hastalık gibi çok erken fark edilebilir. Genellikle anneler, çocukları diğer çocuklarından ya da yaşıtlarından farklı gelişiyorsa fark edebiliyorlar. Bir kısmı beklemeyi tercih ettiğinden, bir kısmı da nereden yardım alacağını bilemediğinden soruna müdahale gecikiyor. Böylece çok değerli zaman kaybedilmiş oluyor.

Öğrenme sorunlarını erken yaşta tanımada ve müdahalede, okul öncesi eğitim veren kurumlarda çalışan eğitimcilerin ve çocuk doktorlarının çok önemli rolleri vardır. Fakat yapılan çalışmalar ve deneyimler gösteriyor ki, öğrenme güçlükleri konusu yeterince bilinmediği için, gerek anneler, gerek eğitimciler, gerekse doktorlar tarafından sorun erken fark edilse de, gereken değerlendirme ve müdahale zamanında yapılamıyor.

Öğrenme güçlüklerini anlamak için, öğrenmenin gelişimsel açıdan nasıl geçekleştiğini bilmek gerekir. Piaget’nin kuramına dayanarak,  öğrenmenin gelişimsel olarak 5 aşaması tanımlanmaktadır:

  1. Algısal Öğrenme: Duyma, tat, koklama, dokunma / hareket ve görme duyularının  kullanımını içerir. Uyarılara uygun tepkide bulunabilmek bu dönemde öğrenilir.
  2. Ayırdedici – Birleştirici Öğrenme: Bu aşamada nesneler arasındaki benzerlik ve  farklılıkları ayırdetme, bağlantılar kurabilme öğrenilir. Sıralama, eşleme, sınıflandırma  becerileri kazanılır.
  3. Özümleme: Çocuk  önceki süreçleri özümler ve kullanmak istediği zaman  için  öğrendiklerini kendisinin bir parçası haline getirir.
  4. Uyum: Özümlediği bilgiyi kullanmak ve yeni durumlara aktarabilmek  aşamasıdır.
  5. Sembolik Öğrenme: Öğrendiklerini sembollerle gösterebilmek aşamasıdır. Sembol sistemini öğrenerek okuma, yazma ve aritmetik   becerilerin kazanıldığı aşamadır.

Bu aşamalardan sağlıklı olarak geçememiş ve yaşıtları gibi okuma, yazma, aritmetik öğrenme olgunluğuna erişememiş olan çocuklar öğrenme güçlüğü çekerler.

 

NASIL ÖĞRENİYORUZ ?

Araştırmacılar ÖĞRENME sürecinin 4 aşamasını ayırt etmektedirler:

1) Giriş (input) aşaması: Gelen bilgilerin duyu organlarından beyine girmesi,    algılanması aşamasıdır.

2) İşlem (entegrasyon) aşaması: Gelen bilginin kaydedilmesi, organize edilmesi,  anlaşılması ve işleme konulup yorumlanması aşamasıdır. Bu aşamada bilgiyi  sıraya koyma, soyutlama,organize etme gerçekleşir.

3) Bellek (depolama) aşaması: Bu aşamada, anlaşılan bilgi tekrar kullanılmak  üzere depo edilir.

4) Çıkış (output) aşaması: Beynin bilgiyi mesaj olarak hücrelere, kaslara, dil  ya da motor etkinlik alanlarına göndermesi sürecidir.

 

OKUMA, YAZMA,ARİTMETİK BECERİLERİNİN GELİŞİMİ

 Okuma yazmanın öğrenilmesi, normal gelişim aşamalarından geçmenin yanı sıra bazı becerilerin gelişmesine de bağlıdır. Okuma  zor bir şifreyi çözmeye benzer ve konuşma dilini yazı diline çevirmeyi gerektirir.

Bunun için de dikkat, algılama, kavrama, sıralama, canlandırma, akılda tutma, isimlendirme, analiz-sentez gibi çok çeşitli bilişsel becerilerin gelişmiş olması gereklidir.

Okuma, çocuğun sembol sistemini kullanabilmesi ile ilişkili iki aşamalı karmaşık bir işlemdir. Okumayı öğrenebilmek için:

Ø            Çocuk önce objelerin isimlerini öğrenir, sonra bu isimlerin yazıldığı sembolleri ( harfleri ) öğrenir.

Ø            Görsel olarak sembolleri ayırt etmesi yetmez, harflerle sesler arasındaki bağlantıyı kurabilmelidir.

Ø            Okumayı öğrenmek çağrışımlar yapabilme becerisine bağlıdır.

Ø            Okuduğunu anlarken görsel ve işitsel imajlar ve bunların anlamları arasında çağrışımlar yapılmalıdır.

 

OKUMANIN GELİŞİMİ:  

Aylara göre okumayı öğrenmek için gerekli beceriler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:

0 – 6          Sese tepki gösterme, sesler çıkarmak.

6 – 13         Basit ifadeleri anlamak.

19 – 21         20 kelimelik dağarcık.

24               2 –3 kelimelik cümleler kurar.

24 – 29       300 Kelimelik dağarcık. Vücut kısımlarını bilir. Şekil kavramı başlar.

30 – 36       2 aşamalı emirleri yerine getirir.

40 – 48       Basit okul şarkıları söyler.

48 – 50       Ne, neden, nasıl sorar.

50 – 60       Zıt ifadeleri kullanır. Yaşını, ev adresini,telefonunu bilir.

54               Uzun hikayeleri dinleyip anlatır.

60               Harflerin şekilleriyle ilgilenir. Genelde tüm sesleri doğru kullanır. Obje fonksiyonlarını  bilir.

60 – 72       Geçmiş, şimdiki, gelecek zaman kullanır. Bilgi almak için soru sorar. Sağını solunu ayırdeder. Harf  ve sesler arasındaki ilişkiyi kavrar.

60 – 80       Anlayarak okumaya başlar.

YAZMANIN GELİŞİMİ:

 Yazmak sembolik iletişim kurma becerisidir. Yazmayı öğrenmek için:

Ø            Araç (kalem) kullanarak sembollerle dili ifade edebilme becerisinin,

Ø            İnce-motor becerinin,

Ø            El-göz koordinasyonunun,

Ø            Sıralama becerisinin,

Ø            Dikkatini bir iş üzerinde yoğunlaştırabilmenin,

Ø            Görsel, işitsel, mekansal algının yaşına uygun olgunlukta olması, ve

Ø            El tercihinin yerleşmiş olması gerekir.

 

ARİTMETİK BECERİLERİN GELİŞİMİ:

 Normal gelişen çocuklar, gelişim basamakları içinde matematik becerileri de sırayla kazanırlar. Çocukların aritmetik işlemlere başlamadan önce belirli gelişim aşamalarından geçmesi gereklidir. Örneğin miktar kavramı, aradaki farkı kavrama aritmetik işlemlerin önkoşuludur. Çocuk önce her rakamın belli obje sayısını temsil ettiğini, sayıların parçalardan oluşan bir bütünü temsil ettiğini öğrenir. 7 sayısı, 4 ve 3 ya da 5 ve 2 sayılarının bileşimidir. Çocuklar ancak bunları anladıktan sonra problem çözebilirler.

Bazı çocuklar Piaget’nin işlem öncesi döneminde kalırlar. Bu beceriler konuşulan dil ile de bağlantılıdır ve matematiksel simgeler, çizimler (somut) ile matematiksel düşünme (soyut) arasında bir köprü görevi görür. Matematiksel dil edinilmesi de, konuşulan dil, dinleme, okuma-yazma becerileriyle yakından ilişkilidir.

Bireyden kaynaklanan öğrenme  sorunları   arasında  yer alan öğrenme bozukluğu (learning disorder / dyslexia) olan çocuklar, yukarda sayılan okuma, yazma, matematik becerilerinin gelişmesinde sorunlar yaşarlar. Bu beceriler okul öncesi dönemde geliştiği için bu vakaları okul öncesi dönemde tanımak mümkündür.

ÖĞRENME BOZUKLUĞU   

İlk Öğrenme Bozukluğu (Disleksi) vakası 1896’da  İngiltere’de  Dr. Morgan tarafından yayınlanmıştır. Morgan yayınında, 14 yaşındaki Percy’nin her alanda yaşıtları kadar SAĞLIKLI olduğu halde, hiçbir sözcüğü doğru okuyamadığını, dikte edilen yazıyı hatasız yazamadığını, ama 785.852.017’yi hemen okuyabildiğini bildirmiştir. Morgan  bu sorunun beyinden kaynaklandığını düşünmüş ve sorunu “kelime körlüğü” olarak isimlendirmiştir.

İngiliz Disleksi Derneği’nin 1997 yılında yaptığı tanıma göre disleksi, öğrenmenin pek çok alanının etkilendiği karmaşık yapısal (nörolojik) bir durumdur. Okuma, yazılı ifade, sayı ve nota bilgisi, motor fonksiyonlar, organizasyon becerisi olumsuz etkilenir

Literatürdeki bilgilere dayanarak öğrenme bozukluğunu/güçlüğünü;

v       Normal ya da normalin üzerinde zekaya sahip (IQ>85)

v       primer psişik bir hastalığı

v       belirgin bir beyin patolojisi  olmayan

v       duyusal özürü

v     dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik   becerilerin   kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlükleri olan,

v     kendini idare etme, sosyal algılama ve etkileşim sorunları olan,

v     standart eğitime rağmen yaşına ve zekasına uygun okul başarısı gösteremeyen   bireylerdeki durum olarak tanımlayabiliriz.

 

Yukarda sözü edilen becerilerin, okul öncesi dönemde geliştikleri sırada herhangi bir sorun gözlendiğinde tanısı konur ve gereken yardım alınırsa, bu çocukların ilkokul döneminde öğrenme alanlarında %67 oranında ortalama başarı gösterdiği bildirilmektedir.

ERKEN BELİRTİLER

  • Geç konuşmak,
  • Sözcük bulmada, isimlendirmede güçlük,
  • Yetersiz sözcük dağarcığı,
  • Telaffuz sorunları,
  • Temel sözcükleri karıştırmak (koşmak, yemek,vermek gibi),
  • Sözcük, hece çevirmek (mavi yerine vami, sifon yerine fison gibi),
  • Sözlü yönergeleri dinleme ve izlemede güçlük,
  • Harf-ses ilişkisini öğrenmede güçlük,
  • Kafiyeli sözcüklerde güçlük,
  • Sayı, harf,renk öğrenmede güçlük,
  • Geometrik şekilleri çizmede güçlük,
  • Dikkat ve konsantrasyon güçlükleri,
  • Yön karıştırmak (kitabı ters tutmak),
  • Rutini izlemekte güçlük,
  • Yaşıtlarıyla ilişkide güçlük,
  • Zaman ve mekan sorunları,
  • El tercihinde gecikme,
  • Kalemi hatalı tutmak,
  • Koordinasyon güçlüğü (bisiklet sürmek,ip atlamakta güçlük),
  • Plan yapamamak, düşünmeden harekete geçmek,
  • Kazaya yatkınlık,sakarlık.

Yukardaki belirtiler öğrenme bozukluğu riski taşıyan çocuklarda sık görülen özelliklerdir. Bu belirtilerden birini bile gösteren çocuğa, yaşıtları düzeyine erişmesi için destek eğitim verilmesi gerekir.

NEDENLERİ

Öğrenme Bozukluğunun  nedenlerini anlamaya, tanı ve terapi tekniklerini geliştirmeye yönelik araştırmalar artmasına  rağmen henüz sır çözülemedi.

Son 10 yıl içindeki çalışmaların  buluştuğu bazı ortak özellikler çeşitlilik gösteriyor:

Ø  Fonolojik  bozukluklar

Ø  Atipik beyin asimetrisi

Ø  Kortikal anomaliler

Ø  Hemisferler arası iletişim bozukluğu

Ø  Görsel algı bozuklukları

Ø  Genetik faktörler

Ø  Metakognitif gecikme

 

ERKEN TANI

5-7 yaş okuma öğrenme yeteneğinin geliştiği dilimdir. Bu nedenle riskli çocukların özellikle okul öncesi dönemde dikkatle izlenmesi gerekir. Genellikle öğrenme bozukluğu ilkokula başlayınca ortaya çıkar. Ancak,okul öncesi dönemde erken belirti gösteren çocukların (riskli çocuklar) öğrenme bozukluğu açısından değerlendirilmesi, erken tanı ve terapi için önem taşır. Öğrenme bozukluğu olan vakalarla Ülkemizde yapılan bir araştırmada yalnızca % 6.6 oranında doğru tanı konulduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, konunun çok iyi bilinmediğini ve ailelerin konunun uzmanını bulmakta güçlük çektiklerini düşündürmektedir. Sorunun aile tarafından farkedildiği yaşla (6;9) öğrenme bozukluğu tanısının konulduğu yaş (7;11) arasındaki fark anlamlıdır. Erken tanı konulduğu ve yardım aldığı oranda çocuklar yaşıtlarına yetişebilmekte, gerçek potansiyellerini gösterebilmektedirler. Bu bulgu, bu çocukların erken tedaviden yararlanma fırsatını kaçırdığını da göstermektedir.

 

PSİKO-PEDAGOJİK DEĞERLENDİRME

Değerlendirmenin  3 hedefi olmalıdır :

  1. Güçlükler ( görsel/işitsel algı, motor koordinasyon, sıralama, organizasyon, hafıza)
  2. Farklılıklar
  3. Tutarsızlıklar belirlenmeli.

Tek başına hiçbir yöntem yeterli veri sağlamıyor.Tanı ve terapide mutlaka aile ve öğretmenle işbirliği yapılmalı.

Psiko – Pedagojik  değerlendirmede  anne – babayla, çocukla, varsa okul rehberi– öğretmenle görüşülür. Hangi alanlarda bozukluklar olduğunu saptamak amacıyla çeşitli test tekniklerinden yararlanılır. Şu alanlar değerlendirilir:

  • Gelişim
  • Zeka
  • Görsel, işitsel,mekansal algı
  • Okuma – Yazma –  Matematik  becerileri
  • Davranış

 

PSİKO-PEDAGOJİK MÜDAHALE/ÖZEL EĞİTİM

Ø Tanı ve değerlendirmeden elde edilen bilgilerle oluşturulan özel eğitim

programları uygulanır.

Ø Program bireyselleştirilmiş  olmalıdır.

Ø Her vakanın  gereksinimine göre farklı yaklaşımlardan yararlanılır.

Yararlanılabilecek çeşitli programlar:

– Kephart’ın algısal-motor programı

– Getman’ın görsel-motor programı

– Frostig görsel algı  programı

– Peabody dil programı

– Piaget bilişsel gelişim kuramı

– Vallet’in gelişimsel eğitim programı

– Kognitif-Davranışçı teknikler

– Bilgisayar Programları (Cognitive Rehabilitation)

– Biofeedback – Rahatlama teknikleri

– Duygusal Eğitim (Emotional Education)

– Konuşma terapisi

– Problem Çözme Becerisini Geliştirme Teknikleri

– Aile terapisidir.

Yorum Ekleyebilirsiniz