Çocuğun Duygusal Gelişimi İçin Ne Yapabiliriz ?

0
745

DUYGUSAL GELiŞiM

TEMEL GÜVEN

Temel güven cocuğun hayatı boyunca nasıl bir insan olacaamı belirleyen cok önemli bir etkendir. Çocuğun temel güveninin gelişmesi doğduğu andan itibaren ken­disiyle ilgilenen insanların tutumuna bağlıdır. Temel güvenin gelişmesi için çocuğun beslenme ve bakım ihtiyaçlarının devamlı ve düzenli olarak karşılanması gerekir. Ay­rıca, bu işler sevgi ve yakınlık içinde yapılmalıdır. çocuğumuzda temel güven oluştu­rurken dikkat etmemiz geren çok önemli bir nokta da tutarlı olmaktır, yani aynı koşuI­lar altında aynı tepkileri vermektir.

TEMEL GÜVEN DUYGUSUNU GELişTiRMEK içiN NELER YAPABiLiRiZ?

  • Bebeklikten başlayarak çocuğumuzun beslenme ve bakım ihtiyaçlarını zamanın­da yerine getirmeliyiz.
  • Çocuğumuzun beslenme ve bakım ihtiyaçlarını karşılarken bu işi baştan savar gibi değil de sevgi içinde yapmalıyız. Onu ne kadar sevdiğimizi ona dokunarak, ona ya­kın davranarak belli etmeliyiz ki insanlar tarafından sevileceğine, sevilmeye değer bir insan olduğuna dair bir temel güven duygusu oluştursun.
  • Çocuğumuza karşı her zaman tutarlı olmalıyız. çocuğumuz bizim nelere sevindi­ğimizi, nelere kızdığımızı, nelere üzüldüğümüzü bilmeli.
  • Çocuğumuza verdiğimiz sözleri yerine getirmeliyiz ki çocuğumuz bize ve çevresi­ne güvensin, beklemeyi öğrensin, zorluklar karşısında dirençli olabilsin

 

 

DUYGUSAL GELiSiM

Bizler duygularımızı yaşamadan insan olamayız. Duygularımız olmasa makineden farkımız kalmazdı. Bunu bilmemize rağmen, duygularımızı gizlemeye çalışırız. Örneğin, bir yaşındaki bir çocuğunağlamasını normal karşılarız da, yaşı büyüdükçe çocuğumu­zun ağlamasını ayıplarız. Çocuklarımıza duygularını saklamaları için baskı yaparız.

Duyguları dört temel duygudan yola çıkarak düşünebiliriz. Bu dört temel duygu sevgi,korku, öfke ve üzüntüdür. Bu duygular kültür farkı gözetmeksizin herkesin ya­şadığı duygulardır. Bu duyguların altında kıskançlık, merak, endişe gibi birçok duygu­yu sıralayabiliriz. Sevgi, bir doyum hissettiğimiz veya bir şeyden tatmin olduğumuzda yaşadığımız bir duygudur. Korku, güvenliğimizi tehlikede hissettiğimiz anlarda yaşadı­ğımız bir duygudur.Üzüntü, bir kayıp yaşadığımız durumlarda hissettiğimiz bir duygu­dur. Öfke ise bizim haklarımıza bir müdahale yapıldığında, sınırlarımız ihlal edildiğin­de veya haksızlığa uğradığımızda hissettiğimiz duygudur.

Unutmamamız gereken bir nokta var; hiçbir duygu yanlış veya kötü değildir. Birisi­ne çok sinirlenip kızabiliriz. Bu duygumuzdur ve kesinlikle yanlış değildir. Ancak sinir­lendiğimiz kişiye vurmaya kalkarsak bu yanlış olur. Başka bir deyişle, duygular asla yanlış değildir,fakat bu duygu sonucunda yapılan davranıslar yanlıs olabilir.

Çocuk  aynı şekilde tüm duyguları yaşar. Orneğin, çocuk kardeşin  kıskanabilir. Bu bir duygudur ve doğaldır. Ancak kıskançlık duygusunun sonucunda kardeşine zarar verecek bir davranışta bulunması yanlıştır. Çocuk eğitiminde önemli olan çocuğa bu duyguları kabul edilebilir davranışlarla ifade. etmeye çalışmasını öğretmektir. Yani, duygularını döverek, bağırarak, ağlayarak, tekmeleyerek değil, sözle ifade etmeye alıştırmaktır.

Bu yaşlarda çocuğumuzun hayatında çok önemli olan bazı duygular vardır.

Sevgi ve Yakınlık:

Çocuk doğumdan itibaren sevgi ve yakınlığa ihtiyaç duyar.ilk yıllarda sevgi ve yakın­lık, doyurma ve bakım kadar önemlidir. Dokunmanın önemi ise hiçbir zaman bitmez.

Bebeklik çağlarında sevgi ve yakınlık ihtiyaçları yeterince tatmin olan çocuklar ken­dilerini sevilmeye değer görüp güvenli birkişilik geliştirirler. ilerki yaşamlarında çevre­lerindeki kişilere olumlu yaklaşırlar. Küçük yaslarda sevgi gören cocuk, daha sonraki yıllarda başkalarına karsı sevqi ve güven dolu olumlu yaklaşımlar icinde olur.

Korku:

Tehdit altında yaşanan bir duygudur. Bebekler önceleri yalnızca ani hareket ve yük­sek ses gibi şeylerden korkarlar. Ancak korkuların büyük bir çoğunluğu zaman içinde öğrenilir. Örneğin, bir kedi tarafından tırmalanan çocuk, kedilerden, hatta bazen tüm dört ayaklı hayvanlardan korkmaya başlar. Bizler de depremin ne olduğunu bilmeden önce depremden korkmazdık. Yaşadığımız olaylar daha önce korkmadığımız şeyler­den korkmayı öqretir.

Ayrıca; çocukların kaza, iğne gibi gerçekçi olaylardan korkmaları doğaldır. Bunlar aşırı olmadıkça zararsızdır.

Gerçekçi korkuların yanısıra 3-6 yaşlarındaki çocuklarda hayali canavarlar, hayaletler gibi gerçekçi olmayan korkulara da rastlanabilir. Bunların nedeni seyrettikleri korku film­leri, başkalarından duydukları hayali hikayeler veya korkutmalar olabilir.

Bazı çocuklarda ise anne-babadan ayrı kalma korkusu vardır. Bunun bir nedeni de genellikle bizlerizdir. Çünkü çoğumuz, çocuğumuz bizi kızdırdığında “Seni bırakır gide­rim, annesiz-babasız kalırsın” gibi ifadeler kullanırız veya çocuk uyurken onu uyandırma­dan ve gideceğimizi önceden haber vermeden kaçar gibi evden çıkarız. Çocuk da eğer gideceğinizden haberi yoksa, uyanıp evde sizi bulamayınca korkuya kapılır.

Her çocuk korkusunu aynı şekilde belli etmez. Ancak kimi davranış bozukluklarının altında korkular yatabilir. Örneğin, bazı çocukların tırnak yemesinin veya parmak em­ mesinin nedeni korkulan olabilir.

 

ÇOCUGUN KORKULARINA KARŞI NASIL BiR TAVıR iZLEMELiYiZ?

 

  • Korkusunu kabul ederek anlayış göstermeliyiz. Ona “korkma” demenin hiçbir anlamı yoktur çünkü çocuk gerçekten korkmuştur. Bizim de bazı korkularımı­Zin olduğunu ve bize “korkma” dendiğinde korkmaktan vazgeçmediğimizi hatır­lamalıyız. Hiçbir duygu yanlış değildir. Onun korkusuna saygı göstermeli, bu  yaştaki çocukların korkmasının doğalolduğunu kabul etmeliyiz.
  • Onu dinlemeliyiz. Korktuğu şeyleri bize anlatmasını sağlamaliyız.
  • Korktuğu şeye yavaş yavaş alıştırmalıyız. Örneğin, denizden korkan çocuğu ön­ce leğende suyla, sonra kumsalda ve zamanla deniz kıyısında oynamaya alıştırdık­tan sonra çocuğun bizle beraber denizin sığ taraflarında yürümesini sağlayabiliriz.
  • Çocuğumuzu hiçbir şekilde korkutmamalıyız. Korkuları ile alay etmemeliyiz.

Öfke :

Sınırlar ihlal edildiğinde yaşanan bir duygudur. 3 yaşından itibaren çocuk genellikle etrafında olanlara kızar. Arkadaşlarına, annesine, kardeşine, kurallara öfkelenebilir. Çocuk her zaman haksız yere öfkelenmez, ayrıca onun da bir insan olduğu ve bazı şeylere kızmaya hakkı olduğu unutulmamalıdır. Örneğin hakkı yenen, kendisine verilen söz yerine getirilmeyen çocuk öfkelenmekte haksız değildir. Unutulmamalıdır ki, öfke de diğer duyqular qibi doqal bir duyqudur, yanlıs değildir. Yanlış olan sey çocuğun öfke sonucunda saldırganlasmasl, kendine veya çevresine zarar vermesidir. Örneğin, haksız istekleri yerine getirilmeyince veya yaptığı işte zorlukla karşılaşınca saldırganlaşan, etrafına zarar veren çocuk uyumsuz olarak düşünülebilir.

ÖFKELENEN ÇOCUGA KARŞı NASIL BiR TAVıR İZLEMELiYiZ?

  • Çocuğun öfkesini kabul etmeliyiz. (Ona hak vermemiz şart değildir.)
  • Üzerine fazla düşmemeliyiz, çünkü öfkesi artabilir.
  • Konuşup”, oeye öfkelendiğini anlamalıyız.
  • Sinirlendiğimizde davranışlarımızı kontrol ederek ona örnek olmalıyız.
  • Saldırganıaşıp, kendine ve çevresine zarar vermesini engellemeliyiz.
  • Saldırgan olmaktan başka çözümler bulmasını sağlamaya çalışmalıyız.

 

Kıskanclık:

Çocuğumuzun yaşadığı önemli bir duygudur. Doğal bir duygu olan kıskançlık,temelde güvensizlikten kaynaklanır. O ana kadar kendisine yöneltilen ilgi bir baş­kasına yöneltildiğinde. çocuk kendini bırakılmıs. terkedilmis ve güvensiz hisseder. ilginin yöneltildiqi yeni kisiye karsı hınç dolar.

Kıskançlık bazen geçici olsa da, yeni bir kardeşin doğması ile ortaya çıktı ise oldukça sürekli ve belirgin bir hal alabilir. Bu durumlarda bazı çocuklar kıskançlıklarını kardeşlerine saldırgan davranarak gösterir­ler. Bunun amacı ilgi görmektir. çocuk dayak yemeye bile razıdır, çünkü bu bile unutul­maktan iyidir. Bazı çocuklar ise içine kapanır, çevresine karşı ilgisizleşir ya da kardeşi ile rekabet etmeye kalkabilir. Böyle durumlarda yaşından küçük davranışlarda bulun­maya başlar; altına çiş kaçırmaya veya bebeksi konuşmalara yönelebilir. “Ben vazgeç­tim, kardeş istemiyorum, onu hastaneye geri verelim.” diyerek duygularını belirtebilir.

 

KARDEŞiNi KısKANAN ÇOCUGA KARŞI NASIL BiR TAVıR iZLEMEliYiZ?

  • Bunun doğal bir duygu olduğunu kabul etmeliyiz.
  • Yeni bir bebek doğmadan önce çocuğa, aileye yeni bir bebek katılacağını söyleyip onu bu duruma alıştırmalıyız. Bebeğe isim bulmada, evde~yapılan hazır­lıklarda çocuğun katkısı olursa gelen bebeği daha kolay benimseyebilecektir.

§  Çocuğumuza daha fazla zaman ayırmalıyız. Onu ne kadar çok sevdiğimizi ona söylemeliyiz ve davranışlarımızia hissettirmeliyiz.

  • Ayrıca kimi çocuklar sevdikleri şey veya kişileri kıskanır ve bunun sonucunda onla­ rı başkaları ile paylaşmamak için uyumsuz davranışlar sergilerler. Bu da doğaldır. Hiç­: bir çocuk en sevdiği oyuncağını başkaları ile paylaşmaktan veya en sevdiği arkadaşı­nın oyunda başkası ile eş olmasından hoşlanmaz, bu doğaldır
KISKANAN, PAYLAŞMAYI BiLMEYEN ÇOCUGA KARŞI NASIL BiR TAVıR  İZ­LEMELiYiZ?

§  Çocuğun kıskançlığının normal bir duygu olduğunu kabul etmeliyiz.

§  Çocukla konuşarak paylaşmanın önemli olduğunu, arkadaşlıklarını sürdüre­biImesi için böyle bir fedakarlık yapması gerektiğini anlatmalıyız. Bizler de dav­ranışlarımızla çocuğa örnek olmalıyız.

  • Oyun sırasında herhangi bir eşyayı paylaşmamak için uyumsuz davranışlar gösteriyorsa ona farklı çözümler bulmasında yardımcı olmalıyız. Örneğin, bera­ber kullanmak, sıra ile kullanmak gibi. Burada çocuğun paylaşmamak gibi bir yol olmadığını anlaması önemlidir.

§  Aile içinde her çocuğa aynı şekilde davranmalı, rekabet ve kıskançlık duygu­larının oluşmasını engellemeliyiz.

§  Cinsiyet ayrımı da yapmadan bütün çocuklarımıza eşit davranmalıyız.

 

 

      KENDiNE YETEBİLMEK

Çocuğumuz ilk doğduğunda onu giydiren, besleyen, temizleyen bizizdir. Doğduğun­ Iemeye, yürümeye başlar ve etrafında büyük ve keşfedilmeyi bekleyen bir dünya oldu­ğunu görür.

Ayrıca; çocuğumuz geliştikçe kaşığını tutabilmekten, giyinmeye, resim yapmaktan, oyun hamurunu şekillendirmeye, dersini kendi başına çalışabilmekten, ileride tüm ihti­yaçlarını kendi kendine karşılayabilmeye kadar birçok davranışı yapabilir. Cocuk bece­rileri arttıkca yaratıcılıoına, kendi işini kendisinin qörebileceoine inanır ve kendini ye­terli bir bireyolarak hisseder.

Çocuğun zamanla her ihtiyacını yardım istemeden karşılayabilmesi ve bununla mutlu olup kendini yeterli hissetmesi her anne babanın da istediği birşeydir.

KENDiNE YETEBiLME DUYGUSUNU GELİŞTiRMEK iÇiN NELER YAPABiLiRiZ? 

  • Çocukla sevgiye dayalı sıcak bir ilişki kurmalıyız.
  • Uyulması gereken kuralları ve sınırları çocuğa nedenleri ile açıkça anlatmalıyız.
  • Yani çocuk tüm kurallardan ve bu kuralların neden konduğundan haberdar olmalıdır.
  • Çocuğun kurallara karşı tepkisini dinlemeliyiz.
  • Evdeki kararlara katılmasına izin vermeliyiz. (Sence haftasonu nereye gidelim.)
  • Çocuğa fikrini söylemesi veya gerektiğinde kendini savunması için söz hakkı ta­nımalıyız.
  • Çocuğun kendi başına yaptığı davranışları desteklemeliyiz.
  • Çocuk gelişmekte olan becerilerini deneyebilmelidir. Bizler nasıl yapılacağını öğ­retip ona denemesi için fırsat vermeliyiz. çocuğunuzun ayakkabılarını her zaman siz bağlarsanız çocuk ayakkabılarını bağlamayı öğrenemez.
  • Çocuk yaptığı işte zorlandığı zaman sorunu biz çözmemeliyiz, onunla konuşup çö­zümü birlikte bulmalıyız
  • Çocuk bir şeyi kendibaşına başardığı zaman onu takdir etmeliyiz. Ona kendi ihti­yaçlarını karşılayacak kadar büyümüş olmasından ne kadar gurur duyduğumuzu söy­lemeliyiz. Unutmayalım ki, çocuğumuz bize basit gelen bu hareketleri becerebilmek için gerçekten çok büyük bir çaba sarf ediyor.
  • Bazen bizler aceleci davranıp çocuğumuzun biraz uğraşarak yapabileceği şeyleri çabucak oluversin diye onun yerine yaparız. Çocuğun yapabileceği şeyleri biz yapınca, hem çocuğumuza yeni edinmekte olduğu becerileri deneme fırsatı vermemiş, hem de onu tembelliğe yöneltmiş oluruz. Bunların yanı sıra çocuğumuza “Sen çabuk ya da iyi yapamıyorsun.” mesajını vermiş ve onu kırmış oluruz. Bu yüzden aceleci davranmak­tansa sabırla çocuğun becerebileceği şeyleri kendi başına yapmasını beklemeliyiz.
  • Eğer çocuğumuzun birşeyleri becerebileceğini biliyorsak, tutarlı davranmalı ve onun yerine onun işini yapmamalıyız.
  • Çocuğumuz kendi işini görmeye çalışırken pek çok kez başarısızlığa uğrayacak­tır. Eğer onu küçümsersek, denemekten vazgeçer. Bu yüzden denemeye devam eder­se muhakkak başaracağını söylemeli ve onu ‘yeniden denemeye teşvik etmeliyiz. En küçük başarısını bile takdir ederek onu yüreklendirmeliyiz.
  • Çocuğumuzun neleri yapıp, neleri yapamayacağını bilmeli, ondan yapamayacağı şeyleri bekleyerek onu zorlamamalı ve hayal kırıklığına uğramasına, kendini yetersiz hissetmesine neden olmamalıyız.

Kaynak : AÇEV BABA Destek Programı Kitapçığı

Yorum Ekleyebilirsiniz