Matematik Neden Okul Başarısının Sırrı Olabilir?

0
457

“Bir ! İki! Üç! Dört! Beş!”

Öğretmen Gayle Conigliaro’nun anaokulu sınıfındaki çocuklar, sayıların duygusunu bedenlerinde hissetmek için sayarken zıplıyorlar. Buna “somutlaşmış biliş” deniyor.

Bu okul, Amerika’nın Sandy kasırgasının yaralarını sarmaya çalışan bir bölgede yer alıyor. Ve şimdi aynı okul, New York’un en yoksul çevre bölgelerindeki okullardan biri olarak bir araştırmanın parçası olmak üzere seçildi. Araştırmanın amacı daha fazla matematik öğretmenin, küçük çocuklarda büyük bir fark yaratıp yaratmayacağını ölçmek. Çalışma, New York’taki yoksulluğa son verme hedefiyle çeşitli çalışmalar yapan Robin Hood Vakfı tarafından finanse edildi. Pamela Morris, liderlik ettiği çalışma ile ilgili olarak şöyle diyor: “Amacımız düşük gelirli çocukların yaşamlarında değişim yaratan yeni yollar bulmak ve bunu da anaokulu eğitimine odaklanarak yapmak.”

Anaokulunun önemiyle ilgili çok sayıda uzun vadeli araştırma bulunuyor. Ama neden matematik? 2013 yılında California Üniversitesi’nden Greg Duncan tarafından yapılan bir çalışmaya göre ilkokulun başlangıcında edinilen matematik bilgisi, bir öğrencinin liseden mezun olup üniversiteye girip giremeyeceğini anlamaya dair tek ve en güçlü belirti. “Biz de matematiğin çocukların uzun vadeli okul başarılarını geliştirebilmeleri için önemli bir itici güç olduğunu düşünüyoruz” diyor Morris.

Ancak anaokulunda matematik öğrenme konusunda ciddi bir boşluk var. Bir çalışmaya göre beş saatlik bir anaokulu, gününün sadece 58 saniyesini matematik aktivitelerine ayırıyor. Denver Üniversitesi’nden Doug Clements’e göre problemin bir sebebi de şu: “Çoğu öğretmen, doğal olarak, klasik matematik eğitiminden geçtiği için matematiğin sadece bir beceri olduğunu düşünüyor. Ve matematiğin sessiz bir aktivite olduğuna inanıyor.”

Doug Clements, bu yeni çalışma ile başarısı test edilen matematik eğitim programı Building Blocks/Bloklar Yapmak‘ın yaratıcısı. Bu program, klasik matematik eğitiminin aksine öğrencileri sürekli çalıştıran, heyecanlı ve sesli olacak şekilde tasarlandı. “Çocukların sınıfın etrafında koşturmalarını ve her turda matematikle karşılaşmalarını istiyoruz.”

Okulda matematik oyunları, oyuncaklar ve aktiviteler tüm güne yayılmış durumda. Geçiş zamanlarında öğretmenler öğrencilerden sıraya girmelerini istiyor ve “sayma değneği” ile onlara dokunuyor. En uygun zaman olan çember zamanında çocuklar şekiller hakkında konuşuyor. Eğitim yılının başladığı daha ilk birkaç ayda çocuklar, bir geometrik şeklin “kapalı bir şekil” olması gerektiğini ve bir karenin “özel bir dikdörtgen” olduğunu gözlemliyorlar.

“Bunun bir daire olduğunu nereden biliyorsun?” diye soruyor öğretmen. “Çünkü sürekli dönüyor” diyor küçük bir kız öğrenci.

Öğretmen “nereden biliyorsun” diye sorduğunda, çocuklardan kendi düşünmeleri üzerine düşünmelerini istiyor aslında. Buna metacognition / üstbiliş becerisi diyoruz. Kendi düşünme mantığınızı sesli olarak açıklamak aynı zamanda sözel beceriyi de geliştiriyor.

Serbest oyun saatlerinde oyun hamuru ve çeşitli şekillerdeki blokların yanı sıra matematik eğitim programıyla uyumlu ve her öğrencinin gelişimini takip eden bilgisayar oyunları da var. İki çocuk, öğretmen onları izlerken Number Match / Sayı Eşleştirme isimli bir oyun oynuyor. (“Üç ikiden büyük mi? Nereden biliyorsun?”) Öğretmen her çocuğun anlama seviyesine yönelik notlar alıyor.

“Çocukların matematiği anlamada belli bir düzeye ulaşmalarına giden yolda, geçtikleri güvenilir düşünme seviyeleri bulunuyor” diyor Clements. Örneğin çocuklar “birikiüçdörtbeş” diye sözleri olan basit şarkılardan her sayı kelimesini tek tek ayırmaya, verilen bir miktar ile sayı kelimesini eşleştirmeye, saymayı bıraktığında son sayının sana “kaç tane” olduğunu söylediği bilgisine geçiyor.

Sınıfa her hafta eğitim fakültesinden gelen bir eğitim koçu, öğretmenlerin bu matematik programını uygulamalarına yardımcı oluyor. Bu, çalışmanın tasarımı için çok önemli. Eğitim koçları programın doğru bir şekilde uygulandığından emin olmaya çalışıyorlar

Çalışma aynı öğrencilerle ve bir kontrol grubuyla üçüncü sınıfa kadar devam edecek. İleriki dönemlerde öğrencilerin matematik ve okuma becerileri değerlendirilirken notlarına da bakılacak. Morris, matematik çalışmanın, çocuklarda kendini kontrol etme, dürtülerini bastırma, uygun bir şekilde odaklanma ve önemli konuları hafızada tutma gibi becerileri geliştirip geliştirmeyeceğini merak ediyor. Bunlar eğitimde oldukça önemli beceriler. Örneğin öğretmen “alkışlayın ve beşe kadar sayın” dediğinde altıya gelmeden alkışlamayı bırakabilecek misiniz?

Okuldaki öğretmenlerden Gayle Conigliaro, matematik eğitim programının çok değerli olduğuna çoktan ikna olmuş durumda. “Sürekli ‘işte bu’ derken buluyorum kendimi. Öğretme böyle olmalı. Çocuklar her gün şaşırtıcı ilerlemeler yaşıyor.”

Yorum Ekleyebilirsiniz