Ergenlik: Yuvadan Uçmaya Hazırlık Dönemi

0
537

Dr. Daniel Siegel, UCLA Tıp Fakültesi psikiyatri profesörü ve Amerika Psikiyatri Derneği’nin yöneticisi ve çok sayıda kitabın ve makalenin yazarı. Sayısız ödüle ve çok sayıda unvana rağmen Siegel, bütün “babacanlığıyla” anne-babaların ve öğretmenlerin, ergenlik dönemini çocukların bir an önce geride bırakması gereken korkunç ve çılgın bir dönem olarak görmekten vazgeçmesi gerektiğini vurguluyor. Neden mi? Çünkü ergenler, bu tarz bir tutumu algılıyor ve ona göre davranıyorlar.

Siegel’in ufuk açan yeni kitabı Beyin Fırtınası: Ergen Beyninin Gücü ve Amacı, ergenlik döneminde – 12 ve 24 yaş arasında – zihnin nasıl çalıştığına yönelik nöro-biyolojik araştırmalara dayanıyor. “10 yaşındaki bir çocuğun beynine beş yıl daha eklemek kadar basit bir durum değil bu. Ergenlerin yepyeni bir beyni oluyor” diyor Siegel. Konuya ek olarak Siegel’ın kitabı, ergenlerin beyin gelişimlerinin ve buna eşlik eden kişilik özelliklerinin aslında nasıl çok daha büyük bir amaca hizmet ettiğinin çerçevesini de duyarlı bir şekilde çiziyor: Yuvadan uçmaya hazırlık.

Siegel’a göre ergen beyninin, öğretmenlerin daha fazla farkındalık geliştirmesi gereken kendine özgü bazı özellikleri var. Siegel’a göre bu önemli, çünkü öğretmenler de ergenlere bir çeşit “ebeveynlik” yapıyor.

90 Saniye Bekleyin

Gerçek:

Beynin duygusal sistemi ergenlik döneminde, başka hiçbir dönemde olmadığı kadar aktif. “Ne var bunda?” diyebilirsiniz. Kendisine nötr bir yüz fotoğrafı gösterildiğinde bir yetişkinin beynindeki muhakeme prefrontal korteksi aktive oluyor. Oysa aynı fotoğraf, ergen beyninin duygusal amigdalasını harekete geçiriyor. Sonuç olarak ergenler, nötr bir yüzün düşmanca ya da masum bir yorumun agresif olduğuna dair kesin bir inanç geliştirebiliyor. Alt limbik sistem, dış dünyayla yüzleşmek için “kalkanlarını” kuşanıyor.

Uygulama:

Bir ergen aşırı reaksiyon gösterip size tavır aldığında, bunu kişisel almamaya çalışın. “Şu davranışını kes artık!” diyerek bir öğrencinin “yangınına” körükle gitmek, tehdit seviyesini artırır ve dolayısıyla ergenin “savaş, kaç, dur ya da bayıl” tepkisini tetikler. Bunun yerine 90 saniye bekleyin. Bu, “sivri” duyguların yatışması için gereken süredir. Sonra, “Çok yoğun duyguların olduğunu hissettim. Tam olarak neler hissettiğini anlatabilir misin?” deyin. Beyin çalışmaları, duyguları adlandırmanın prefrontal korteksi harekete geçirdiğini ve duyguları sakinleştirdiğini söylüyor.

Çok Sıkıldım… Bu Muhteşem!

Gerçek:

Dopamin, beynin ödül ve zevk merkezlerini kontrol etmeye yardımcı olan bir nörotransmitter‘dir. Dopaminin düzeyi, ergenlik döneminde en düşük seviyededir. Ancak aşk, cinsellik, hızlı yaşam, kıkır kıkır gülme, mesajlaşma, futbol ve risk gibi “aşırı coşku” hallerini tetikleyen salınımı, insan gelişiminin diğer tüm evrelerinden daha yüksektir.

Eğer ergenler “sıcacık yuvalarında” sıkıntıdan bayılmasalardı, mesela ücra bir kasabaya eko-gastronomi okumaya asla gitmezlerdi. Ya da bir ay boyunca trenle Avrupa’yı gezmek gibi potansiyellerini zorlayan işlere girişmezlerdi.

Ancak ergenlerde görülen ödül dürtüsü, genellikle yanlış bir şekilde “dürtüsellik” olarak tanımlanır. Oysa bu durumu daha iyi tanımlayan “hiper-rasyonellik” terimidir. Diğer bir deyişle bir durumun gerçeklerini araştırmak ve bir eylemin önceden hesaplanmış faydalarına, o eylemin potansiyel risklerinden daha fazla ağırlık vermek. Bu ne demek?

Tam da bu durumu anlatan bir şeyi, 1980′lerde ailem bir seyahate çıkıp beni evde yalnız bıraktıklarında yaşamıştım. Ergen beynim, her gün sadece üç bardak sütlü pirinç patlağı yemenin zayıflamam için iyi bir yol olduğuna karar verdi. Bunun sağlıklı bir seçim olmadığını fark ettim, ancak fazla kilolardan hızla kurtulmaya yönelik bulduğum çözümün faydaları ve orijinalliği, baş ağrılarıma, ağız içi yaralarıma ve takip eden kusmalarıma ağır basıyordu. Ailem eve döndüğünde beni açlıktan sersemleşmiş bir şekilde buldular ve bana hemen dışarıdan yiyecek bir şeyler söylediler. Bir saat boyunca karşı çıktım, çünkü inatla planımın işe yaradığını düşünüyordum. Neyse ki sonunda yumuşadım.

Uygulama:

“Hayır” demek hiper-rasyonelliğe işlemiyor. “Korkutma taktikleri, uyarılar ve tıbbi bilgiler, ergenlerin sigara içmesini engelleyemedi” diyor Siegel. “İşe yarayan strateji ise şu oldu: Sigara şirketi sahibi yetişkinlerin, paralarını almak için nasıl beyinlerini yıkadığını onlara anlatmak. Ergenleri riskli planlarından alıkoymak için onları negatif bir şekilde yönlendirmek yerine hedeflerine saygı duymalı ve ardından alternatif sınırları zorlayan eylemler önermelisiniz” diye anlatıyor Siegel. Bu bakış açısıyla baksalardı, annem ve babam bana şunu önerebilirdi pekala: “Görüntünün düzgün olmasını istemen doğal bir şey. Peki bu yaz her gün bir saat yüzmeye ne dersin? Bir sürü arkadaşın bunun çok zor olduğunu düşünecektir ama amacına nasıl ulaştığını ve kaslarını nasıl geliştirdiğini gördüklerinde çok etkileneceklerdir.” Ergen beynim bunu kabul eder miydi bilmiyorum. Ama denemeye değer…

Yorum Ekleyebilirsiniz