Dramacı Geldi Hanım!

0
688

Bu yazı; insanları, kurumları yermek, emeklerini küçümsemek, yapılan onca iyi şeyi görmezden gelmek için değil, tartışabilmek ve dikkat çekmek için kaleme alınmıştır.

Çocuğunuzun sosyalleşme konusunda sıkıntı yaşadığını gördünüz. Onun bu sorunu aşması ve sosyal gelişimine katkı sağlaması için cumartesi günleri drama kursuna götürmeye karar verdiniz. Çocuğunuz sosyalleşecek, dil becerisi gelişecek, grupta kendini daha iyi ifade edecek diye düşünüyorsunuz, çocuğunuz için yararlı bir şey yapma amacındasınız. Harika eyleminizi bir soruyla bölelim: Kimdir drama öğretmeni, kimler hangi formasyonu alarak drama öğretmeni olabilirler? Biliyor musunuz?

Aynı senaryoyu matematik kursuna uyarlayalım, çocuğunuzun matematik alanında yaşadığı güçlüğü farkederek onu cumartesi günü matematik dersine götürdünüz. Beklentiniz çocuğunuzun matematik dersinde anlamadığı konularla ilgili destek alması ve akademik olarak yaşadığı bu sıkıntıyı aşması. Kimdir matematik öğretmeni? Matematik öğretmeni, eğitim fakültelerinin Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun olmuş bireylerdir. Hiç olmadı Matematik bölümünü bitirmişlerdir ve üstüne formasyon alarak eğitim alanlarındaki açığı bir şekilde tamamlamışlardır. Peki götürdüğünüz matematik öğretmeninin başarılı olup olmadığına nasıl karar verirsiniz, aslında yanıtı çok ölçülebilir ve görülebilir bir durumdur.

Yazının başındaki sorumuza geri dönelim; kimdir drama öğretmeni, hangi üniversitelerin hangi bölümünden mezun olmuştur? Hemen yanıtını verelim; Türkiye’de drama öğretmenliği diye bir lisans programı bulunmamaktadır. Sadece yüksek lisans düzeyinde eğitim verilmektedir. En kolayı Halk Eğitim Merkezleri’nden alınacak otuz saatlik bir eğitimle herkes drama eğitmenliği belgesi alabilir ya da en iyisi üç yüz yirmi saatlik eğitimle drama eğitmeni olabilirsiniz. Mesleğiniz ne olursa olsun…. Bankacı olabilirsiniz, avukat olabilirsiniz, bir alan uzmanlığınız ya da eğitim altyapınız olmayabilir ama sorun değil, çünkü alacağınız bir kaç sertifika ile drama eğitmenliğine başlayabilirsiniz. Çocuğunuzun sosyal gelişimine katkı sağlayacak drama öğretmeni olan bireylerin henüz eğitimin ya da öğrenmenin tanımını bile bilmiyor olma olasılıkları var dersem ne düşünürdünüz? Eğitimin en önemli ilkelerinden biri, basitten karmaşığa ve yakında uzağa ilkesidir. Konuya bu ilkeler ışığında bakmaya çalışalım.

Açık Öğretim İşletme bölümünden mezun olmuş birisiniz. Liseden sonra bu alanda eğitim alıyorsunuz. Bu süreçte de ilinizde var olan drama eğitmenliği kurslarından birine başladınız. İstenilen süreyi ve gereklilikleri tamamlayarak MEB onaylı drama eğitmenliği sertifikasını aldınız ve iyi bir semtte de kendinize bir yer kiraladınız. Artık geriye tek bir şey kalıyor, fiyakalı bir tabela. İnternetten bulduğunuz, drama adına yazılmış her yerde bulabileceğiniz birbirinin tekrarı cümlerleri de internet sitenize koydunuz. Artık para kazanma sırası sizde, gelsin aileler, gelsin çocuklar, başlayalım oynamaya… Drama zaten birçok kişiye göre biraz oyun, biraz da doğaçlama değil midir? Bu tablo çok anlamlı gelmiyor mu size? Çevrenizde var olan drama kurslarına bir de bu açıdan bakın.

Çocuğunuzu gönderdiğiniz matematik öğretmenin yetersiz olduğunu varsayalım. Çocuğunuz ne kaybedecektir? Okulda anlayamadığı konuyu yine anlayamayacaktır. Matematik öğretmenin çocuğunuza vereceği en büyük zarar, matematikteki bir konuyu yanlış öğretmesi olacaktır. Bu yanlışı çok kısa zamanda görebilir ve matematik kursunu bırakırsınız. Akademik düzeyde yapılan bu hatanın telafisi vardır ve çocuğunuzun duygusal dünyasına zarar vermeyecektir. Kaybedilen en fazla zaman ve para olacaktır.

Çocuğunuzu gönderdiğiniz drama kursundaki öğretmenin yetersiz olduğunu varsayalım. Çocuğunuz ne kaybedecek? İşte bu, belki de üstüne en çok düşünmemiz gereken konudur. Çünkü drama kendi içinde üç disiplin barındırır: Eğitim, tiyatro ve sanat. Drama öğretmeni, ders verdiği grubun yaş gelişim özelliklerini iyi bilmeli, eğitim alanında deneyimli olmalı, tiyatro alanına hakim olmalı ve güzel sanatlarla bağı olmalıdır. Dramanın olmazsa olmazı da doğaçlamadır. Her drama atölyesinde çocuklar doğaçlama kurguları içinde farklı yaşantılar deneyimler. Drama eğitmeni ise bu süreci kurgulayan kişidir. Şöyle bir doğaçlama kurgusu içinde çocuğunuzu düşünün: Bir alışveriş merkezi içinde kayboldunuz ve birileri sizi annenize götüreceğim diyerek bir arabaya bindiriyor. Çocuğunuzun bu doğaçlamada rol aldığını varsayın… Devam etmeyeceğim. Bu ve benzeri yüzlerce kurgunun içinde, işin uzmanı olmayan kişilerce kurgulanan yaratıcı drama atölyelerinde çocuğunuzun yaşadığı duygusal travmaları asla farkedemezsiniz. Hele bir de çocuğunuzun akademik yoğunluğu olan derslerden dolayı sıkıldığını ve drama kursunda oyun oynadığı için mutlu olabileceğini varsayarsak, atölyelerde yaşanabilecek sorunları hiç gözlemlemeyebilirsiniz.

Gün geçtikçe daha da popüler olan drama alanı üstüne mutlaka düşünülmelidir. Popülerlik, eğer konu eğitimse daha da tehlikelidir. Artık birçok özel okul ve devlet okulu drama öğretmenleri ile çalışmaktadır. Kimi okullar drama öğretmeni kadrosu bulundurmakta, kimi okullar da usta öğretici adıyla drama öğretmeni çalıştırmaktadır. Kimilerine göre drama alanının başarısı olarak görülen bu durumun yol açacağı sonuçlar tartışılmamaktadır.

Okul yönetimleri açısından başarı ölçütü genelde öğrencilerin sosyal becerisi değil akademik durumudur. Bu yüzden sınavla değerlendirilebilen dersler okullar için önceliklidir. Veliler de okula çocuklarının bu derslerindeki durumlarını sorgulamak için gelirler. İstisnaları saymazsak, hangi okula bir velinin çocuğunun dramadaki gelişimini konuşmaya geldiğine tanık olabilirsiniz. Bu yüzden okul yönetimlerince de drama dersi üstüne yoğunlaşılması gereken bir alan değildir. Tabloda her şey çok güzel. Çocuk akademik derslerden sıkıldığı için drama dersini iple çekiyor, velinin bu dersin içeriğini sorguladığı yok, okul yönetimi de yıl sonu gösterisi dışında bu dersle ilgilenmiyor. Drama öğretmenleri sınırsız bir özgürlük alanı içinde çalışabiliyorlar. Oysa genelde duyuşsal alanda kazanımlarla çalışılan drama dersleri üstüne çok fazla çalışılmalıdır. Drama eğitmelerinin kazanımları gözden geçirilmeli, bu kazanımlara nasıl ulaşılacağının içeriği tartışılmalı ve mutlaka öğrenme çıktıları değerlendirilmelidir.

Prof. Dr. İnci San, tiyatro sanatçısı Tamer Levent ile birlikte drama alanının eğitim sistemine girmesine öncülük etmiştir. İnci Hocamızdan sonra da bu işe gönül veren hocalarımız alanın tanınması ve gelişmesi için yoğun emek harcamışlardır. Çünkü amaç, yaratıcı drama alanının tanınması ve Türk eğitim yaşamında yer bulmasıdır. Hepsine öncelikle büyük emekleri için çok teşekkür ederiz. Şu an yüksek lisans programıyla, derneklerle, farklı oluşumlarla, şube ve temsilcilklerle ve özel merkezlerle yaratıcı drama neredeyse tüm Türkiye’de bilinir ve tanınır durumdadır. Yıllar önce Can Dündar bir yazısında Türkiye’nin “es”lerinin olmadığı konusunda çok güzel bir yazı yazmıştı. Evet, şimdi yaratıcı drama alanında da bir es verme zamanı. Durup düşünme zamanı.

Yöneticilik yaptığım okullara gelen neredeyse tüm öğretmen adaylarının drama geçmişi olduğunu görüyorum. Herkes yaratıcı dramayı biliyor ve uyguladığını dile getiriyor. Öğretmenin alanına bağlı olarak dersinde dramayı bir disiplin olarak nasıl kullanacağını sorduğumda ise adaylar yanıt vermekte zorlanıyorlar. Çünkü drama alanında verilen eğitimlere bakıldığında iki şey karşımıza çıkıyor. Belirli saatli konulu atölyeler ki bu kısa süreli atölyeler disiplin alanında öğretmenlere yol gösteriyor ama yeterli olmuyor. Örneğin Türkçe öğretmenleri, yaratıcı dramayı alanlarında nasıl kullanacağına dair sadece kısa süreli eğitimler alabiliyorlar ve bu eğitimlerin içerikleri hep sınırlı kalıyor. Bir diğeri ise drama eğitmenliği, daha önce de belirttiğim gibi bu eğitimlerin en yoğunu ise üç yüz yirmi saat. Bu süre eğitim, tiyatro ve sanat alanlarında gelişebilmek ve bir meslek edinebilmek için kesinlikle yeterli değil.

Nitelik mi nicelik mi tartışmasının tam da zamanı. Tanınır olmak, bilinir olmak önemli evet, ama artık drama sadece tanınmıyor, yaşamlara da dokunuyor. Büyük cümleler kuruyor, eşitlik diyor, adillik diyor, insan hakları diyor, özgürlük diyor, empati diyor, farkındalık diyor, ötekileştirmeme diyor… Özellikle alanın popülerleşmesi farklı tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Yaratıcı drama öğretmeninin elinde ne yazık ki sihirli değnek yoktur. Yaratıcı drama sadece iyi bir eğitim yöntemidir. Tüm eğitimciler bilir ki davranış değişikliği süreç gerektirir. Üç saatlik bir drama atölyesinin sonunda bu büyük cümlelerin gerçekleşeceğine inanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Yaratıcı drama alanında söz söyleyen insanlardan biri olarak “es” vermek için bir ses veriyorum. Gelecek her farklı sesin, alanın gelişimine katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Yorum Ekleyebilirsiniz